Kocası Onu Davetlilerin Önünde Küçümsedi
Meral, üç yüz davetlinin bulunduğu görkemli bir yardım gecesinde, yirmi yedi yıllık evliliğinin bir anda alay konusu hâline gelişini sessizce izliyordu.
Kocası Rıza, mikrofonu eline almış, salondaki kalabalığın ilgisini üzerine çekmişti.
“Bu akşam açık artırmayı yirmi liradan başlatalım,” dedi gülerek. “İstanbul’un en sıkıcı eşini kim evine götürmek ister?”
Salonda kahkahalar yükseldi.
Bir iş insanı şaka olsun diye elindeki numarayı kaldırdı. Bir başkası, Meral gömlek ütülemeyi biliyorsa yirmi beş lira verebileceğini söyledi. En yüksek sesle gülen ise Rıza’ydı.
Oysa gecenin bütün hazırlığını Meral yapmıştı.
Çiçekleri seçmiş, menüyü onaylamış, davetli listesindeki hataları düzeltmiş, teknik ekibi defalarca aramış ve programın kusursuz ilerlemesi için günlerce çalışmıştı. On bir yıldır eşinin vakfındaki bütün organizasyonları ücretsiz yürütüyor, buna rağmen hiçbir resmi fotoğrafta yer almıyordu.
Rıza, Meral’in yalnızca “arka planda” durması gerektiğini söylerdi. Ona göre eşinin topluluk önünde konuşacak kadar dikkat çekici bir kişiliği yoktu.
O gece de bunu kanıtladığını sanıyordu.
Meral ağlamadı.
Yalnızca yıllarca iyilik yaptığı insanların yüzlerine baktı. Hastalandıklarında ziyaret ettiği, doğum günlerini unutmadığı, evinde ağırladığı insanlar şimdi ona gülüyordu.
Tam o sırada salonun arkasından güçlü bir ses duyuldu:
“İki milyon lira veriyorum.”
Kahkahalar bir anda kesildi.
Kapının yakınında, koyu renk takım elbiseli, beyaz saçlı bir adam duruyordu. Elinde açık artırma kartı yoktu. Gülümsemiyordu. Yalnızca Meral’e bakıyordu.
Salondaki bazı davetliler onu tanıdı.
Bu kişi, Türkiye’nin en büyük lojistik şirketlerinden birinin sahibi olan Cemal Erdem’di. Hayır projelerine verdiği destekle biliniyor, buna rağmen kameralardan ve gösterişli gecelerden uzak duruyordu.
Rıza hemen iş insanı gülümsemesini takındı.
“Cemal Bey, ne büyük onur. Bu teklifin vakfımıza yapılmış cömert bir bağış olduğunu düşünüyorum.”
Cemal Bey sahneye doğru yürüdü.
“Buraya vakfınız için gelmedim.”
“Öyleyse neden geldiniz?”
“Bu akşam Meral Hanım’ın burada olacağını öğrendiğim için.”
Meral şaşkınlıkla, onu daha önce hiç görmediğini söyledi.
Cemal Bey başını salladı.
“Doğru. Hiç tanışmadık. Fakat yıllardır sizi arıyorum.”
Ardından cebinden bir kart çıkardı ve ona ertesi gün yemek yemeyi teklif etti. Çünkü kendisine Reyhan Erdem adında birinden söz etmesi gerekiyordu.
Meral bu ismi duyduğunda zihninin derinliklerinde yıllardır kapalı duran bir kapı açıldı.
Ertesi gün buluştuklarında Cemal Bey masaya bir fotoğraf bıraktı.
DEVAMI İÇİN DİĞER SAYFAMIZA GEÇİNİZ
Kocası Rıza, mikrofonu eline almış, salondaki kalabalığın ilgisini üzerine çekmişti.
“Bu akşam açık artırmayı yirmi liradan başlatalım,” dedi gülerek. “İstanbul’un en sıkıcı eşini kim evine götürmek ister?”
Salonda kahkahalar yükseldi.
Bir iş insanı şaka olsun diye elindeki numarayı kaldırdı. Bir başkası, Meral gömlek ütülemeyi biliyorsa yirmi beş lira verebileceğini söyledi. En yüksek sesle gülen ise Rıza’ydı.
Oysa gecenin bütün hazırlığını Meral yapmıştı.
Çiçekleri seçmiş, menüyü onaylamış, davetli listesindeki hataları düzeltmiş, teknik ekibi defalarca aramış ve programın kusursuz ilerlemesi için günlerce çalışmıştı. On bir yıldır eşinin vakfındaki bütün organizasyonları ücretsiz yürütüyor, buna rağmen hiçbir resmi fotoğrafta yer almıyordu.
Rıza, Meral’in yalnızca “arka planda” durması gerektiğini söylerdi. Ona göre eşinin topluluk önünde konuşacak kadar dikkat çekici bir kişiliği yoktu.
O gece de bunu kanıtladığını sanıyordu.
Meral ağlamadı.
Yalnızca yıllarca iyilik yaptığı insanların yüzlerine baktı. Hastalandıklarında ziyaret ettiği, doğum günlerini unutmadığı, evinde ağırladığı insanlar şimdi ona gülüyordu.
Tam o sırada salonun arkasından güçlü bir ses duyuldu:
“İki milyon lira veriyorum.”
Kahkahalar bir anda kesildi.
Kapının yakınında, koyu renk takım elbiseli, beyaz saçlı bir adam duruyordu. Elinde açık artırma kartı yoktu. Gülümsemiyordu. Yalnızca Meral’e bakıyordu.
Salondaki bazı davetliler onu tanıdı.
Bu kişi, Türkiye’nin en büyük lojistik şirketlerinden birinin sahibi olan Cemal Erdem’di. Hayır projelerine verdiği destekle biliniyor, buna rağmen kameralardan ve gösterişli gecelerden uzak duruyordu.
Rıza hemen iş insanı gülümsemesini takındı.
“Cemal Bey, ne büyük onur. Bu teklifin vakfımıza yapılmış cömert bir bağış olduğunu düşünüyorum.”
Cemal Bey sahneye doğru yürüdü.
“Buraya vakfınız için gelmedim.”
“Öyleyse neden geldiniz?”
“Bu akşam Meral Hanım’ın burada olacağını öğrendiğim için.”
Meral şaşkınlıkla, onu daha önce hiç görmediğini söyledi.
Cemal Bey başını salladı.
“Doğru. Hiç tanışmadık. Fakat yıllardır sizi arıyorum.”
Ardından cebinden bir kart çıkardı ve ona ertesi gün yemek yemeyi teklif etti. Çünkü kendisine Reyhan Erdem adında birinden söz etmesi gerekiyordu.
Meral bu ismi duyduğunda zihninin derinliklerinde yıllardır kapalı duran bir kapı açıldı.
Ertesi gün buluştuklarında Cemal Bey masaya bir fotoğraf bıraktı.
DEVAMI İÇİN DİĞER SAYFAMIZA GEÇİNİZ

















