DAHA NEKADAR

Babamı Akıl Hastanesine Kapatmaya Çalıştılar



“Bir anda kontrolünü kaybetti!” diye bağırıyordu. “Beni yaralamaya çalıştı. Bu gece mutlaka bir psikiyatri kurumuna yatırılmalı!”
Omzundaki hafif kızarıklığı polislere gösteriyor, babamı tehlikeli biri gibi anlatıyordu.
Oysa karşımdaki tablo fazlasıyla düzenliydi.
Selin ve kardeşim Murat, babamı akıl sağlığını kaybetmiş gibi göstermek, ardından mallarının yönetimini ele geçirmek istiyordu. Ancak hesaba katmadıkları bir şey vardı.
Benim işimin, insanların söylediklerinden çok sakladıkları ayrıntılara bakmak olduğunu unutmuşlardı.
Görevli polis beni sıradan bir aile tartışmasına karışan öfkeli bir yakın sanınca kimliğimi masaya bıraktım. Ardından Selin’in vereceği her ifadenin resmi olarak kayda alınmasını talep ettim.
Babamın yanına giderek ayağa kalkmasına yardım ettim. Tam o sırada dizleri boşaldı. Düşmesini engellemek için kolundan tuttum. Kazağının kolu dirseğine kadar sıyrılınca bileklerini gördüm.
İki bileğinin çevresinde de koyu mor, düzgün ve halka biçiminde izler vardı.
Bunlar düşme sonucu oluşmuş izlere benzemiyordu.
Babamı eve götürmek yerine doğrudan Ankara Şehir Hastanesinin acil servisine götürdüm. Doktor Aylin Erdem, ayrıntılı bir muayene yaptı. Babam ciddi şekilde susuz kalmıştı. Kalp ritmi düzensizdi ve kan sonuçları, günlük kullanması gereken kalp ilaçlarının en az üç gündür verilmediğini gösteriyordu.
Doktor, bileklerdeki izleri inceledikten sonra bana döndü.
“Bunlar birkaç saat önce oluşmadı,” dedi. “En az dört günlük. Uzun süreli bağlanmaya işaret ediyor. Büyük olasılıkla kalın plastik kelepçeler kullanılmış.”
İçimde büyük bir öfke yükseldi.
Ama öfkenin beni yönetmesine izin veremezdim.
Çünkü suçluları cezalandıran şey öfke değil, kanıttı.
Hastane bütün yaraları belgeledi. Yaşlılara yönelik kötü muamele konusunda uzman ekip çağrıldı. Babam serum aldıktan sonra biraz kendine geldi ve titreyen bir sesle gerçeği anlattı.
Murat ile Selin, kendisinden vekâletname imzalamasını istemişti. Babam kabul etmeyince onu evin bodrumuna götürmüş, ellerini kalorifer borusuna bağlamış ve dört gün boyunca orada tutmuşlardı. Telefon hattını kesmiş, kalp ilaçlarını saklamışlardı.
“Bana kafamın karıştığını söylediler,” dedi babam. “Ama kafam karışık değildi. Sadece çiftliği satmak istemiyordum.”
O anda her şey yerine oturdu.

Babamın sahip olduğu yer sıradan bir ev değildi. Ankara yakınlarında bulunan doksan dönümlük değerli bir tarım arazisiydi. Büyük bir inşaat şirketi bu arazi için üç ay önce milyonlarca liralık teklif vermişti. Babam ise toprağın ailede kalmasını ve torunları adına tarım vakfına dönüştürülmesini istiyordu.
Murat ve Selin’in ise yüklü kredi kartı borçları, başarısız iş girişimleri ve ödenmemiş vergileri vardı. Kendi evleri icra tehlikesi altındaydı.
Araziyi satmadan borçlarından kurtulamayacaklardı.
Babamın hastanede verdiği ifade, doktor raporları ve bileklerindeki izler üzerine savcılıktan arama ve gözaltı kararı çıkarıldı.
Sabah saat altıyı biraz geçe üç araçla çiftlik evine gittik.
Pencereden baktığımda Murat ile Selin’i yemek masasında gördüm. Önlerinde tapu belgeleri, arazi planları ve imzalanmayı bekleyen sözleşmeler vardı. Yan tarafta pahalı bir içecek şişesi duruyordu.
Babam için üzülmüyorlardı.
Planlarının başarılı olduğunu kutluyorlardı.
Kapı açıldığında Selin paniğe kapıldı. Murat evrakları çantasına doldurmaya çalıştı.
İçeri girerek masanın üzerine babamın hastane raporlarını bıraktım.
“Babamı dört gün boyunca bağladınız,” dedim. “İlaçlarını vermeyerek sağlık durumunun bozulmasını beklediniz. Sonra da onu saldırgan gibi gösterip hastaneye kapatmaya çalıştınız.”
Selin her şeyi inkâr etti.
Ancak bodrumda yapılan incelemede kullanılan plastik bağlar, kesilmiş telefon kablosu ve çöpe saklanmış ilaç kutuları bulunmuştu. Bağların üzerinde parmak izleri de vardı.
Murat bana dönerek, “Ben senin kardeşinim. Ailemizi düşünmelisin,” dedi.
Yüzüne uzun süre baktım.
“Babamızı bodruma bağladığın anda benim kardeşim olmayı bıraktın,” diye cevap verdim.
İkisi de gözaltına alındı.
Soruşturma ilerledikçe sahte vekâlet belgeleri, banka işlemleri ve araziyi gizlice devretme girişimleri ortaya çıkarıldı. Murat ile Selin; yaşlıya kötü muamele, hürriyeti kısıtlama, dolandırıcılığa teşebbüs ve tehdit suçlarından yargılanmak üzere tutuklandı.
Üç hafta sonra babam, çiftlik evinin verandasında yeniden huzur içinde oturuyordu. Rengi yerine gelmiş, kalp ritmi düzelmişti. Bileklerindeki koyu izler de yavaş yavaş siliniyordu.
Yanına oturup ona iyi haberi verdim.
Arazi artık yasal bir tarım vakfına geçirilmişti. Hiç kimse onu satamayacak, ipotek ettiremeyecek ya da kişisel borçları için kullanamayacaktı.
Babam tarlalara bakarken gözleri doldu.
“Beni o bodrumda bırakacaklarını düşündüm,” dedi.
Elini tuttum.
“Sen yıllarca beni korudun,” diye karşılık verdim. “Bu kez dosyayı devralma sırası bendeydi.”
Rüzgâr ağaçların arasından geçerken çiftlik yeniden sessizliğe büründü.
Ancak bu kez o sessizliğin içinde korku yoktu.
Babam güvendeydi.
Toprak korunmuştu.
Ve aile bağlarını kendi çıkarları için kullananların kurduğu plan, gerçeğin karşısında tamamen çökmüştü.

Babamı Akıl Hastanesine Kapatmaya Çalıştılar


FOTO GALERİLER

DAHA NEKADAR © 2015 Tüm hakları saklıdır   [Künye]   [İletişim]   [Kullanım ve Gizlilik şartları]   [Rss]   
Adres:
İletişim: